Ekşi sözlükte big-bang'e dair yazılar
Ekşi sözlükte dikkatimi çeken bilimsel veya bilimsel olmayan yazıları düşündürücü bir bilgi yumağı olarak buraya ekliyorum.
big bang teorisine göre, evren kütleçekimin etkisinde şekilleniyor ve madde evrene eşit dağılımlı olarak yayılmaya ve genişlemeye devam ediyor.. ancak kütleçikimi gibi sonsuz erimli ve ondan binlerce kat güçlü elektro manyetizma gözardı ediliyor.. (bkz: plazma evren modeli) (bkz: plazma) (bkz: olbers paradoksu) - (camilo, 15.12.2000 17:43 ~ 17:44)
televizyonda yayın yokken oluşan karıncalı görüntünün bu patlamanın yankısı olduğu varsayılıyormuş.oha diyoruz çünkü patlama 13 milyar yıl önce gerçekleşmiş..ayrıca patlamada meydana gelen yayılımın dış yüzü gelecek ,sınır şimdiki zaman ve iç kısmı ise geçmiş zamanmış..yani zaman kavramı big bang ile başlamış.. - (murron, 08.06.2001 04:29)
evren'in sifir olcekli bir faktore denk dusen baslangic evresi. - (felis, 22.06.2001 20:08)
bilimsel açıdan tarihin dönum noktası olabilcek bir olayla beraber 1929 yılında durum kökten değişti... o yıl, teleskopla gözlem yapan amerikalı astronom edwin hubble, evrenin genişlemekte olduğunu keşfetti...buna göre galaksiler sürekli olarak birbirlerinden uzaklaşıyorlardı... aslında edwin hubble teleskopla baktığında galaksilerin birbirlerinden uzaklaştığını görmedi; böyle hareketleri doğrudan görmek için milyonlarca yıl gerektiğini kendiside biliyordu ama sölemek istememiş(arşivlerden demeclerini okudum ordan biliorum).. hubble, doppler kaymalarına bakarak galaksilerin hareket ettiği sonucuna vardı: galaksilerin renkleri tayfın kırmızı ucuna doğru kayıyordu... kırmızıya kayma olarak bilinen bu kayma, uzaklaşma hareketinin bir sonucuydu aslında... bütün galaksiler samanyolu'ndan uzaklaşıyordu... birçok kozmik bulutsunun kırmızıya kaymaları 1900'lerde arizona'daki lowell gözlemevi'nde çalışan vesto slipher tarafından ölçülmüştü...ama slipher daha genç bir bilim adami oldugu için teorilerim kımse tarafından kaale alınmaz diyerekden sölememişti bu olayı,bir söylenceye göre ise mahalleden kanka olan hubble ile slipher aralarında çöp çekmişler ve hubble kazanmış bu teorının isim hakkını...bununla beraber hubble'ın slipher'in çalışmasına eklediği tek şey, cepheid yıldızlarını kullanarak uzaklaşan galaksilerin uzaklıklarını saptamak oldu... hubble, galaksilerin uzaklıklarının, uzaklaşma hızıyla doğru orantılı olduğunu ise kendi başına keşfetti...bu hareketıyle kendısıyle gurur duymuş sonraları..herneyse, başka bir deyişle, bir galaksinin bize olan uzaklığı bir başka galaksinin iki katıysa, uzaklaşma hızı da iki katı oluyor demiş... bu sonuç, her yönde düzgün olarak genişleyen bir evren için beklenen sonuç hanesine yazılmıştır..
hubble'ın gözlemleri bir yandan çok açık bir biçimde fiedmann'ın durağan olmayan modelinin einstein'ın durağan modeline göre üstünlüğünü ortaya çıkarırken, öte yandan da hubble'ın gözlemleri görünüşe göre her iki bilim adamının da öne sürdüğü temel varsayımı doğruluyordu: evren hemen hemen homojendir... yalnızca evren eğer homojense galaksilerin uzaklaşma hızları uzaklıkları ile doğru orantılı olabilir...(homojenlikden kasıt budur işte) homojen evren her noktanın diğer noktalardan farklı olmadığı anlamına gelmekle beraber, nasıl şişen bir balonun, balon yüzeyinde bir genişleme merkezi yoksa, evren de genişliyor olmasına karşın bir genişleme merkezi yoktur mantıgıyla dogru orantılıdır... bir balonun yüzeyine her biri bir galaksiyi temsil eden noktalar koyduğumuzu düşünürsek balon şişerken herhangi bir noktadan bakıldığında diğer noktaların uzaklaştığı görülecektir...burdan hiçbir noktanın merkez olmadıgını anlıyoruz.. eğer galaksilerin uzaklaşma hızları uzaklıkları ile doğru orantılıysa, bütün galaksiler için hızın uzaklığa oranı sabit olmalıdır... hubble sabiti adı verilen bu oran evrenin şu andaki genişleme hızını vermektedir... en duyarlı ölçümlere göre şu andaki genişleme hızı ile evrenin boyutları yaklaşık 10 milyar yıl içinde iki katına çıkacaktır.. daha net konuşmak gerekirse, birbirlerinden uzakta bulunan iki galaksinin aralarındaki uzaklık, yaklaşık 10 milyar yıl sonra iki katına çıkacaktır...
zaman geçtikçe galaksiler birbirlerinden uzaklaşıyorlar ve dolayısıyla geçmişte birbirlerine daha yakın olmaları gerekmektedir..olması gerekende budur... eğer evren filmini geriye doğru oynattığımızı düşünürsek, galaksiler gittikçe birbirlerine yaklaşarak kalabalıklaşacaklar...geçmişte öyle bir an olacak ki evrendeki bütün madde, yoğunluğu sonsuz olan bir noktaya sıkışmış durumda bulunacak... astronomlar bu durumun gerçekleşmiş olduğu zamanı hesaplayabiliyorlar: günümüzden 10-20 milyar yıl önce, bu ana big bang adı veriliyor...kulagına 3 kez ezan okunuyor... büyük patlamadan önce ne olduğu, halen teorik fizikçiler arasında yoğun tartışma konusudur ayrıca..
alan lightman ile yapmış oldugum sohbetten bir parçadır... - (olympos, 18.03.2002 18:14 ~ 03.05.2002 12:11)
kuvantum mekanigindeki belirsizlik ilkesi patlamadan 10^-43sn den daha kisa zamani hesaplamayi imkansiz kilar, temel tanecik teorileri ise ancak patlamadan sonraki 10^-35sn den sonrasini aciklamak icin yeterlidir. bu erken zamanlarda evren kabaca e$it miktarda madde ve anti maddeiceriyordu. bu arada x-bozonlari denen hipotetik taneciklerin anti madde'den cok maddeye dogru asimetrik bozunmalari evrenin bugun neden daha cok madde den olu$tugunu aciklar. 10^-35sn geni$leyen evren teorisine gore ani ve anormal geni$leme icin kritik zamana denk gelir. evren ya$landikca sicaklik du$er, buyun patlamadan 1/10000 sn sonra kuarklar ve anti kuarklar annihilasyon ile birle$erek geriye sadece 10^-9 oraninda bir kuark fazlaligi birakmi$ ve bunlar da birle$erek proton ve notronlari olu$turmu$tur. 10 ile 100sn arasinda pozitronlar da kendileri kadar elektronla annihilasyon yaparak yok olmu$lar sadece geriye cok az elektron kalmi$tir. bu annihilasyon tepkimeleri sonucu ortaya cikan enerji yogunlugunda fotonlar evreni opak bir hale getirmi$lerdir. bu caga radyasyon cagi adi verilir. radyasyon geni$leme ile birlikte yogunlugu azalir. madde yogunlugunun azalma carpani radyasyona daha kucuk oldugundan yakla$ik 10bin yil sonra (tabi esasinda yil kavrami pek de tanimli olmadigindan aslinda zaman hala saniyelerle yapilmaktaydi, yil daha tanimli degilken saniye nasi tanimli olsun diyenler icin (bkz: saniye/6)) sicaklik 10bin kelvin civarinda madde yogunlugu radyasyon yogunlugundan daha fazla duruma gecer. bu andan sonra madde cagi ba$lar. bu anda daha elektronlar yuksek enerji nedeniyle daha ortada serseri mayin gibi dola$maktadir, protonlar tarafindan yakalanamami$ ve bir yorungede degildirler. bu iyonize hal evrenin sicakligi 3000k olana kadar surer, bu sicaklikta elektronlar protonlarca yakalanarak hidrojen atomu olu$ur. atomun olu$masi ile radyasyon maddeden iyice ayrilmaya ba$lar ki bu da ayrilma cagi olarak ayrilir, surekli birbirine carpi$ip duran elektronlar ve fotonlarin carpi$malari artik durmu$ evren opak halinden saydam bir hale gelmi$tir. bu cag tamamlandiginda artik evren 300bin ya$indadir ve 3000k'den 3k'e kadar sogumu$tur. olu$an maddeler artik yildiz ve galaksileri olu$turmak uzere birbirleri ile etkile$ime girmeye ba$lar. - (gaahl, 19.10.2002 07:36)
sonucunda evrenin oluştuğu varsayılan, teoride sıfır hacimli sonsuz yoğunlukta bir noktanın patlaması.
yani evrenin yoktan varolması hali.
patlamadan arta kalan, evrenin tümüne yayılmış ve 3 kelvinlik ısı oluşturan radyasyonun keşfi bir delil olarak gözükmektedir.
ilginç bir nokta da bigbang sonrası genişleme hızında 1/10^144 kadar bile değişiklik olsa evrenin içine çökeceği yada dağılabiliceği gerçeğidir.. - (dundick, 21.11.2002 23:28 ~ 23:56)
"inkar edenler gokler ve yer birbirleriyle bitisik iken onlari ayirdigimizi gormuyorlar mi?" diye bir ayet vardir kuran'da, insani dusundurur. - (i invented internet, 04.03.2004 06:57)
ispatlanamamis, sacma sapan bir teoridir.
bir cok eksigi vardir.
sadece tanriya bilimsel bir kilif uydurulmak icin yapilmis bir teoridir zaten bu teoriyi ureten kisi de (ne yazik ki ismini unuttum hatirladigimda yazacagim) aslen bir papazdir.
big bang teorisi zamana bir baslangic noktasi koyarak fizigi kendi icinde hapseder.
"fizik t>0 icin gecerlidir. t<0 fizigin alani degildir" der big bang teorisi, "orasi tanrinin topragidir" boylece bilimin gelismesi karsisinda kilise kendisine saklanacak sakin bir liman bulmustur. fakat tahminim yaklasik bir yirmi yil icinde bu teoriden vazgecilecegidir.
big bang bilimsel olmaktan cok politik ve dinsel bir teoridir, hatta amerikada bir astronom big bangi curutmek icin bazi tezler uretmis ve gozlem asamasina gecmistir fakat birtakim gucler bu kisinin universite ile iliskisini kesmistir.
big bang teorisine gore evrenin bir kritik madde miktarina sahip olmasi gerekmektedir. eger evrenin kutlesi bu kritik madde miktarindan daha az ise madde sonsuza kadar dagilacak ve kutle cekim etkisiyle topaklanip bir araya gelerek gezegenleri olusturamayacaktir. ama eger kutle miktari kritik kutleden daha fazla ise o zaman evren hemen kendi icinde cokecek ve tekrar patlayacak sonra tekrar cokecek ve sonra tekrar patlayacak bu donguden sonsuza kadar cikamayacaktir. ve fakat gozlenen evrensel madde miktari hesaplanan kritik madde miktarindan milyonlarca kez daha kucuktur. yani esasen big bang dogruysa bizim su an var olmamamiz, toz halidne olmamiz gerekmektedir.
fakat big bangciler teorilerinden vazgecmemisler ve su sekilde bir dusunce one surmuslerdir: "madem ki biz variz demek ki evren toz degil. ve de big bang dogru olduguna gore, demek ki olctugumuz kutle yanlis"!!!
ve de aslinda evrenin kutlesinin hesaplanandan milyonlarca kez daha buyuk oldugu ve bu kutlenin "kara madde"den olustugunu soylemislerdir. ve de yaklasik otuz yildir tamamen kiclarindan uydurduklari hayali kara maddeyi aramaktadirlar.
diger bir sorun ise sudur, big bang e gore evrenin yasi 100 milyon yildir. fakat bircok galactic clusterlar gozlenmistir. bu tip devasal galaksi cokuntulerinin olusmasi icin milyarlarca yil gecmis olmasi gerekmektedir, yani evrendeki bazi galaksiler evrenden daha yaslidirlar!!
ve de big bangin en buyuk yalani evrenin genislemesi uzerinedir, galaksilerin hubble iliskisine gore birbirlerinden uzaklastigi soylenir evet dogrudur fakat bu iliski sadece s tipi galaksiler icin gecerlidir. s0, p, p0 tipi galaksiler icin gecerli degildir.
zaten fizik ruhuna sahip birisinin big bangi kabul etmesi imkansizdir cunku big bang mantigi tamamen eski ve klasik fizigin klasik mantigina dayanmaktadir. evren bu kadar kolay ve anlasilir bir sey degildir.
ayrica big bangin populer olmasinin sebebi de budur herkese kolayca anlatabilirsiniz, bir ilkokul cocuguna bile ogretilebilir, aha evren noktaydi patladi oldu, ondan once tanri vardi o yuzden tanriya inanmalisin ve de bilim okumalisin. imam hatip mezunu doktor, astronom, balerin olmalisin.. - (sedriss, 06.07.2004 06:00)
"Bu ateistin yazdıklarını buraya eklememin nedeni bu konu üzerine düşünmenizdir. Ateistin sorularının ve hatalarının bütün cevaplarını bu sitede bulabilirsiniz. Din'in işin içine girmeside doğaldır çünkü semavi dinlerin kitaplarında bu bilimsel teori hakkında pek çok şaşırtıcı ayet bulunmaktadır. Bu arada Big-bang ismini koyan bile bir ateisttir. Bir radyo programında dalga geçmek maksatlı Big-Bang ismini kullanan Fred HOYLE alaycı bir şekilde bu teoriyi eleştirmiştir. Zamanın ateist dogması durağan evren'i savunan Fred HOYLE'nin koyduğu Big-Bang ismi böylelikle meşhur olmuştur. Lemaitre, Einstein ve Hubble'nin California Teknoloji Enstitüsünde bir araya gelişleri ve Einstein'in büyük bir şaşkınlıkla kendi formüllerininde ulaştığı bu bilimsel teoriye ikna olmasının ardından Katolik Kilise'si bu duruma sevinmiş ve desteklemiştir. Kilisenin bu olayda ki konumu bundan ibarettir."
genel olarak big bang teorisine olan yaklaşımları incelediğimizde, diyalektik (veya herhangi bir tür) materyalist kişilerin "çok saçma", "yalan", vs.. söylemlerinde bulunduğunu görmekteyiz. bu, sözlük dahilinde de birçok kereler tekrarlanmıştır. bunu yaparken de kendilerince mantıklı buldukları “t büyük sıfır”, "t küçük sıfır" lafları ardından ilginç ve de gülünç izahatlarda bulunabilirler. bunlar, konuya yapılan yüzeysel yaklaşımın ne tür boyutlara varabildiğini görmek açısından -işin aslının farkında olanlarca- incelenesi çabalardır.
fakat bir de bu çabaların haricinde biraz daha “işi kılıfına uyduralım” mantığıyla hareket eden tayfa söz konusu. bu vatandaşlar genelde daha üst seviye eğitim görmüş, literatüre hakim kişilerdir. yaratılış konusunu rahatsız edici bulduklarından ötürü, bu konu ile direk ilgili olan big bang kuramını, evrenin bir şekilde “sonsuz” olarak düşünülmesini sağlayacak şekilde esnetmeye çalışırlar. bunu kimi zaman “sonsuz tane evren” yardımı ile yapmaya çalışırlar(ki bu askında kendiler açısından bir tezattır; çünkü böylece hiçbir zaman algılayamadıkları ve algılayamayacakları sonsuz tane evrenin varlığına iman etmeleri gerekecektir), kimi zaman işin içine hayali sonsuz zaman eklerler veya var olan evrenin sonsuz tane big bang geçirdiği tezi üzerine hareket ederler.
halbuki bu hadise geçmişte sadece bir kere olmuştur. aslında biraz daha derin düşünürsek “geçmiş” demenin de mantıksız olduğunu sezebiliriz. çünkü, zaman denilen şey de –tabi gerçekten ne kadar sübjektif olduğu tartışılır- bu patlama ile yaratılmıştır. öyle bazılarının evreni sonsuza entegre etmek için kastıkları üzere evren haricinde var olan zamanın içinde sonsuz kere açılıp-kapanan bir evren yoktur ortada. bu savunuluyorsa ya cehalet sonucudur ya da belirtildiği gibi kasti olarak hala savunulmaktadır. konu hakkında steven weinberg şunları demektedir:
"bazı evrenbilimciler, kararlı-durum modeli gibi, yaratılış sorunundan güzel bir şekilde kurtulduğu için, salınım yapan evren modelini felsefi açıdan çekici bulurlar. ne var ki, bu model çetin bir kuramsal güçlükle karşı karşıyadır. her çevrimde fotonların çekirdek parçacıklarına oranı (yada, daha kesin söylemek gerekirse, çekirdek parçacığı başına entropi), evren genişler ve büzülürken ("yığın viskozluğu" denen) bir tür sürtünme nedeniyle hafifçe artar. bildiğimiz kadarıyla , bu durumda evren her yeni çevrime yeni ve birazcık büyükçe bir foton bölü çekirdek parçacığı oranı ile başlar. şu anda bu oran büyüktür fakat sonsuz değildir; dolayısıyla evrenin daha önce nasıl sonsuz sayıda çevrime uğrayabilmiş olduğunu anlamak zordur" (ilk üç dakika, sayfa 142)
evet söylenen çok net. eğer bazılarının zannettiği gibi, evren sonsuz kere açılıp kapanmış olsa idi, bahsi edilen entropi almış başını gitmiş olurdu. fakat durum öyle değil. yapılan ölçümler, hesaplamalar bunu göstermektedir.
son olarak steven weinberg’in şu sözleriyle bitirmek isterim:
“ne var ki, tüm bu sorunlar çözülebilir, fakat hangi kozmolojik model doğru çıkarsa çıksın, gene de bunların hiç biri çok fazla bir rahatlama sağlamaz. insanlar için şuna inanmak neredeyse karşı konulmaz bir durumdur: evrenle özel bir ilişki sahibiyiz; insan yaşamı, ilk üç dakikaya kadar geri giden bir raslantılar zincirinin az-çok saçma bir sonucu olamaz; ancak, şöyle ya da böyle, daha başlanıgıçtan işin içine konulmuşuzdur.” (ilk üç dakika, sayfa 142) - (braincraft, 13.08.2005 14:59 ~ 22.10.2005 12:43)
yanılmıyorsam ingilizcede "aferin", "helal olsun", "bravo lan kerkenez" tarzı bir takdir etme ünlemi olarak da kullanılan sözcük. zira michael jackson'ın you rock my world adlı parçasının klibinin sonlarına doğru otel yandığı sırada michael jackson ile marlon brando karşılaşırlar ve aralarında şöyle bir diyalog geçer.
mj: i know who you are. (seni tanıyorum) mb: big bang. (helal olsun) mj: ... mb: later! (hadi gömdüm) ve gider. - (karga tdi, 30.11.2007 13:39)
|
|
Tartış!
::
Bağlantı |
|
Büyük Patlama (Big-Bang),
Evrenin Oluşumu ve Çöküşü
konusunda "bilgi" üzerine
tartışabileceğiniz en geniş ve
güncel içerikli web sitesi
Öyle bir yer düşün ki ! Ne karanlık var ne de aydınlık ne taş var ne de toprak. Ne su var ne de hava. Sen aslında öyle bir yer düşünemezsin; çünkü orası öyle bir yer ki orada "HİÇ" bile yok... O halde var olan ne ?
Kategoriler
Masaüstü Resimleri
Arkadaşlarım
• ozgevefizik
RSS
|